Gülten DAYIOĞLU

Ödüllü çocuk kitabı yazarından ailelere öneriler

Hepimiz çocuklar kitap okusun, iyi okullarda okusun ve gelecekte geçerli bir mesleğe sahip olsun istiyoruz. Peki siz kitap okuyor musunuz ? Evinizde bir kitaplığınız var mı? Çocuğunuza kitap alırken nelere dikkat ediyorsunuz?

Günümüzde çocuklar için yazılmış pek çok çocuk kitabı olmasına karşın, çocukların yaşlarına ve gelişimlerine uygun kitap bulmak bir o kadar zor. Bu noktada çocuklarına kitap okumayı sevdirmek isteyen ebeveynleri ünlü çocuk kitabı yazarı Ömür Kurt ile tanıştırmak istedik. Çocuk kitapları ile ilgili merak ettiğimiz konuları Hürriyet Gazetesi aile-çocuk yazarı Ömür Kurt’a sorduk…

Çocuklar için çok sayıda öykü ve çocuk kitabı yazdınız. Yazma serüveniniz ne zaman başladı? Neden çocuklar için yazmayı seçtiniz?

Ben yazı hayatına okulda kompozisyon yazarak başladım. Eskiden öğrencilere Türkçe dersi çerçevesinde kompozisyon yazdırırlardı. Bu faaliyet, hayal kurmayı, yazmayı ve bir bütün halinde düşünebilmeyi teşvik ederdi. Oysaki şimdilerde test ağırlıklı bir düzen var okullarda. Çocuklar üretemiyor. Ben kendi şansımı üretici öğretmenlerin elinde yetişmeye borçluyum. İçimdeki yazma hevesini ortaya çıkardı kompozisyonlar. Sonraki yıllarda da günlükler yazdım, şiirler, küçük denemeler… İlk kitabım bir şiir kitabıydı ve üniversiteyi bitirince çıkarmıştım. Sonra araştırma ve söyleşi kitapları yayımladım, ancak çocuk kitapları yazmaya daha geç başladım.

Neden?

Çünkü çocuk kitabı yazmak bir birikim gerektirir. Çocuklar için yazılıyor diye kolay bir şey olduğu zannedilmesin. Çok ciddi bir dikkat gerektirir bu mesele. Gönül vermek gerekir. Hakikatli adanmışlık gerektirir. “Ben bundan sonra çocuklar için üreteceğim” diyebilmeli çocuk kitabı yazarı. Yoksa çocuk edebiyatı bir deneme alanı değildir. Yani birileri çıkıp da edebiyata başlamak için “Bir iki çocuk kitabı yazarım, adımı duyururum” diye düşünüyorsa o işte samimiyet de yoktur, iyilik de yoktur, çocuk yararı da yoktur. Dolayısıyla geçici heves içinde olanlar lütfen bu işe girişmesin. Ortalık çok bulandı çünkü.

Yazdığınız kitaplar ve yeni projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Şimdiye dek iki şiir, iki araştırma-inceleme, iki çocuk yetiştirme rehberi ve beş tane de çocuk kitabı yayımladım. Son çocuk kitabım ‘Yaban Ördeği Ailesinin Göç Yolculuğu’ Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı tarafından 2017 ‘yılın çocuk romanı’ seçildi. Bu aldığım en güzel ödüllerden biri…

Nasıl bir çocukluk dönemi geçirdiniz? Çocukken neleri hayal ederdiniz?

Sosyal bir çocuktum. Doğa ile iç içe büyüdüm. Doğa, yazıp düşünme sürecimde çok etkiliydi. Çok iyi anımsadığım hatıralar var o dönemlerle ilgili… Ağaçların yapraklarına bakıp neden farklı farklı olduğunu düşünürdüm, sonra “Acaba yapraklar nasıl hisseder?” diye sorardım. Sanırım çocukluk başlı başına bir deney süreci. Bir yaprağı kopardığınızda içinden akan su onun canı. Bu ‘can’ı düşünmek insana çok farklı hissettiriyor… Ben o ‘can’ı düşünerek yazmaya başladım aslında. Önemli bir buluştu bu, benim çocukluğum için. Çünkü geleceğimi etkiledi.


Gülten Dayıoğlu, Ömür Kurt

Çocukluğunuzda okuduğunuz ve en sevdiğiniz masal hangisiydi? Sizin masal kahramanınız kimdi?

Tom Sawyer’ı çok severdim ben. Ayrıca Gülten Dayoğlu ve Muzaffer İzgü kitapları…

Çocuklara kitap okuma alışkanlığı nasıl kazandırılabilir?

Okuma alışkanlığı kazandırmak isteyenlerin de okumasıyla… Anne babanın, ağabeyin ablanın okumasıyla. Öğretmenlerin bile kitap okumadığı “Çok yoğunuz” diye şikâyet ettiği bir ortamda, kendi hayatımızda uygulamadığımız şeyleri çocuklardan beklememiz anlamsız. Eğer bizler okumayı ekmek gibi su gibi hayatımızın bir parçası sayarak hareket edersek, çocukların da benimsemesini sağlamış oluruz. Çocuk, görerek öğrenen bir varlık.

Ömür Kurt uyarıyor: Çocuklar için zararlı olabilecek kitaplara dikkat!

Ülkemizde çocuk kitaplarına ilgi ne düzeyde?


Çocuklar, yetişkinlerden daha çok okuyor. Ancak çocuk kitaplarını seçmek zor bir iş. Çok fazla kitap yayımlanıyor. Merdiven altı yayınevleri çocuklar için zararlı olabilecek kitaplar yayımlıyor. Onların farkında olmak lazım. Örneğin bir kitapta şiddet, cinsellik, sihir, büyü, saldırganlık varsa o kitap çocuğa yarar sağlamaz. Anne baba veya öğretmenin bunu bilmesi gerekir. Neyi nasıl anlattığımız önemlidir. Çocuklar iyi yayınevleri tarafından hazırlanan, iyi bir editoryal kadronun elinden geçmiş kitapları okumalı. Burada da anne baba ve öğretmenin yardımına ihtiyaç var.

Masal kitapları okumanın çocukların gelişimine faydaları nelerdir?

Masallar düş kurma gücünü ortaya çıkartır. Gerçek ile hayali bir araya getirir ve mesaj verir. Masalların en güzel yönü de sonunda kötülerin kazanmasıdır. Dolayısıyla çocukların düşünmesi, sorgulaması, iyiliğin insan işi kötülüğünse gerçeküstü varlıkların işi olduğunu görmesi açısından çok çok önemlidir. Anne babalar masal bilmeli, çocuklarına anlatmalı sözlü kültürü devam ettirmeli. Bu hayal gücü tüm aileyi bir araya getirir çünkü.

Çocukların oldukça küçük yaşlarda sosyal medya kullanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sosyal medya, çağın gerekliliği. Hepimiz kullanıyoruz ve kullanmaya da devam edeceğiz. Bu nedenle çocuklardan sosyal medyayı saklamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Önemli olan neyi nasıl kullandığımız… Elbette ki, sosyal medya hesabı açmanın da bir yaşı var. 13 yaşından önce açılmaması öneriliyor. Ancak bu konuda anne babalar, çocuklardan daha hevesli. Henüz doğmamış çocuklara bile sosyal medya hesabı açılıyor. Çocukların her anı sosyal medya ile kamuya açılıyor. İşte bu çeşitli sorunları beraberinde getiriyor. Anne babalar ve öğretmenler bu konularda uyanık olmalı. Çocukları bilinçlendirmeli.  Her şeyi paylaşmamalı. Çünkü paylaşımlar internete düştüğü an orada kalmaya devam ediyor ve silinmiyor. Yarın öbür gün çocuk o paylaşımlardan utanabilir, hatta anne babasına dava bile açabilir. Ve bence çocukların böyle bir hakkı var.

Yenidoğan bebeklere sosyal medya hesabı açılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kesinlikle desteklemiyorum. Anne baba bir çocuğun ebeveyni olabilir, ama onun sahibi değildir. Dolayısıyla böylesine bir konuda onun yerine karar vermeleri, onun hayatını orada paylaşmaları çok anlamsız. Zamanı gelince kendisi açacaktır zaten. Neyin acelesi bu anlamıyorum. Anne babalar, çocuklarını sosyal medyada gösterme yarışına girmeyi bırakıp, çocuklarıyla ilgilenmelerinin onlar için daha iyi olacağını düşünüyorum.

Çocuklar artık sokakta oyun oynamıyorlar, saatlerini bilgisayar karşısında geçiriyorlar. Ailelere bu konuda ne tavsiye ediyorsunuz? Çocuklar vakitlerini nasıl geçirmeli?

Bu biraz da şehirleşmeyle ilgili bir sorun. Özellikle büyük şehirlerde çocukların çıkacağı, oyun oynayacağı alanlar yok oldu. Sokak eskiden korkulacak bir yer değilken günümüzde güvensiz bir alana dönüştü. Dolayısıyla çocuklar evden çıkıp enerjisini boşaltamıyor. Evde olunca da sıkılıp bilgisayara sarılıyor. Ancak bilgisayar onu daha stresli yapıyor, sonrasında da çatışmalar çıkıyor. Bence ailece sık sık dışarı çıkmak, sohbet etmek, yeni yerler keşfetmek, birlikte ip atlamak, birlikte oyun oynamak hem çocuğa hem de anne babaya iyi gelecektir. Bu nedenle sanal dünyadan uzaklaşıp gerçek dünyanın tadını çıkarmanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Ailelere çocuk yetiştirme konusunda önerileriniz nelerdir?

Her çocuk farklı, her aile de farklı. Dolayısıyla çocuk yetiştirirken onu başkalarıyla kıyaslamasınlar lütfen. Çocuk yetiştirmede genel geçer bir doğru yok. Evet, bazı uzman tavsiyeleri var, ancak o tavsiyeleri bir çocuğa uyguladığınızda başarılı olup diğerinde olamayabiliyor. Bu nedenle anne babaların kendi çocuklarını tanımalarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Birbirini tanıyan insanlar çözüme çok daha kolay ulaşır.

Haber Görselleri