Zaman Tüneli

  • 1935


    1935

    Gülten Dayıoğlu, Kütahya’nın Emet ilçesinde dünyaya geldi. Kütahya’nın Gediz ilçesinden olan babası Lütfi Bey şapka ustası, Emet ilçesinden muhafazakâr bir ailenin kızı olan Emine Hanım ise ev hanımıydı. Gülten Dayıoğlu üç yaşındayken anne ve babası ayrı yaşamaya karar verdiler, bu sebeple yazarın çocukluğu kendi tabiriyle “biraz buruk” geçti. 

  • 1942


    1942

    Gülten Dayıoğlu 30 Ağustos İlkokulu’na başladı. Okuldan önce de etrafında olup biten her şeye karşı meraklı bir çocuk olan Dayıoğlu’nun ileride yazar olacağının ilk işaretleri de ilkokul yıllarında görülmeye başlandı.  

    Ayşe öğretmenin öngörüsü  Gülten Dayıoğlu'nun ilkokul öğretmeni, Köy Enstitülü idealist öğretmen Ayşe Bumin’di. İlkokul üçüncü sınıfta, okumaya ne kadar düşkün olduğunu gördüğü Dayıoğlu’na “Sen ileride yazar olacaksın” diyen Ayşe öğretmen, Dayıoğlu’nun yazarlık tutkusunun tohumlarını atan ve yeteneğini keşfeden ilk kişiydi.

  • 1943


    1943

    Sekiz yaşındayken, köyde kan davası nedeniyle karnından bıçaklanan genç bir kamyon şoförünü görmesi Dayıoğlu’da büyük iz bırakacak, 1970’li yıllarda kan davalarıyla ilgili duyarlılık oluşturmak için yazdığı Ben Büyüyünce’yi bu görüntünün de etkisiyle yazmaya karar verecekti. 

  • 1950


    1950

    Mayıs ayında on beş yaşındaki Gülten Dayıoğlu’nun ilk öyküsü “Baca Temizleyicisi” Afyon Kudret gazetesinde yayımlandı. Dayıoğlu öyküyü, bir tren yolculuğunda tesadüfen tanıştığı Kudret gazetesinde çalışan Cüneyt Mollaoğlu aracılığıyla yollamıştı. Aynı yılın sonbaharında artık ortaokul öğrencisi olan Dayıoğlu ve annesi İstanbul’a taşındı.

  • 1953


    1953

    Ortaokulu bitiren Gülten Dayıoğlu, bugün Beşiktaş Atatürk Lisesi olan Fındıklı’daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi kampusunun bitişiğindeki Atatürk Kız Lisesi’ne kaydını yaptırdı. “Türkiye’nin gözbebeği eğitim kurumlarından biri” diye nitelendirdiği okulunu çok seven Dayıoğlu, lisede de düzenli olarak okumayı ve yazmayı sürdürdü, özellikle münazaralardaki performansı ve başarılı kompozisyonlarıyla sivrildi.

  • 1958


    1958

    Gülten Dayıoğlu, ortaokul yıllarında Fransızca dersi alırken tanıyıp âşık olduğu Cevdet Bey’le hayatını birleştirdi. Birbirini çok seven ve tamamlayan çiftin, 10 Temmuz 1958’de başlayan evliliği altmış iki yıldır sürüyor. 

  • 1959


    1959

    Gülten-Cevdet Dayıoğlu’nun ilk çocukları olan Cemal, 20 Haziran’da dünyaya geldi. “Cemal, zor günlerimizin içine bir güneş gibi doğdu” diyen Dayıoğlu, oğlunu büyütürken anlattığı, kendi düş gücünün ürünü hikâyeler sayesinde çocukların neleri dinlemekten hoşlandığını birinci elden gözlemliyordu.

  • 1960


    1960

    Gülten Dayıoğlu, ilk romanı Fadiş’i yazmaya başladı. Birkaç kuşaktan çocuğu etkileyen, günümüzde Türkiye’nin dört bir yanındaki kitaplıklarda yarım milyon nüshasının bulunduğu tahmin edilen Fadiş, çok sayıda araştırma ve bilimsel teze de konu olacaktı. 

    Dayıoğlu, Fadiş’i yazmaya karar verdiği günlerde Büyükada’da yaşayan üç kız kardeşe özel ders veriyordu. Kitabı gidiş-dönüş dört saati bulan ada vapuru yolculuklarında ve geceleri oğlunu uyuttuktan sonra evde kaleme aldı. Romanı yazdığı defter ise eşinin yarısı boş olan eski bir vergi defteriydi. 

  • 1961


    1961

    Ekonomik nedenlerle hukuk eğitimini yarıda bırakan Dayıoğlu, ilkokul öğretmenliğine başladı. Öğretmenlik, zaten iyi bir gözlemci olan Dayıoğlu'na çocukları daha iyi anlama ve tanıma becerisi kazandırdı; kendi deyimiyle “üç fakülte bitirmiş kadar zenginleştirdi.”

  • 1962


    1962

    Ankara’da Türk-Amerikan kültür ve yardımlaşma kurumlarının işbirliğiyle düzenlenen Çocuk Kitapları Yazma Semineri’ne Gülten Dayıoğlu da katıldı. Türk ve Amerikalı çocuk kitabı uzmanlarının ders verdiği seminere katılabilmek için en azından bir ya da birkaç çocuk kitabı yazmış olmak gerekiyordu. Dayıoğlu seminere Fadiş dosyasıyla başvurdu ve kabul edildi. 

  • 1963


    1963

    Okurlarıyla buluştuğu ilk kitabı Bahçıvanın Oğlu yayımlandı. Dayıoğlu, yazdığı dosya dolusu çocuk öyküsünü iki yıl boyunca yayınevlerine sunmuş ancak yayımlatamamıştı. Sonunda öykülere Rafet Zaimler Yayınevi ilgi gösterdi ve Bahçıvanın Oğlu’nu elli bin nüsha basarak tüm Türkiye’ye dağıttı. 

  • 1964


    1964

    Öyküleriyle yavaş yavaş adını duyurmaya başlayan Gülten Dayıoğlu, Belçika’da Fransızca basılan resimli çocuk kitabı serisi Martine’i Ayşegül adıyla Türkçeye uyarlamaya başladı. İki yıl süren çalışma sonucu yazar on altı kitabı Türkçeye uyarladı. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük ilgi gören Ayşegül dizisi Gülten Dayıoğlu’na resimli özgün kitaplar yazma fikri vermiş ve yıllar sonra Ece ile Yüce dizisi ortaya çıkmıştır.

  • 1965


    1965

    Çocuk kitapları yazmaya yoğunlaşan Dayıoğlu bir taraftan da yetişkinler için öyküler yazmayı sürdürüyordu. Tavandan sarkan bir urgana asılarak, tek başına doğum yapmaya çalışan köylü bir kadını anlattığı “Döl” de bunlardan biriydi. Dayıoğlu bu öyküyle Cumhuriyet gazetesinin açtığı Yunus Nadi Öykü Yarışması’na katıldı ve bir oy farkla ikinci oldu. Aynı yıl, ikinci kitabı Kırmızı Bisikletin Binicisi de yayımlandı. 

  • 1966


    1966

    Gülten-Cevdet Dayıoğlu çiftinin ikinci çocukları Murat 10 Nisan’da doğdu. “Ana-baba olmanın bilincine biz Murat’la eriştik. Çünkü epey bir olgunlaşmıştık. Büyük oğlumla tam anlamıyla kardeş, arkadaş gibiydik. Küçük oğlumun ise annesiydim” diyen Dayıoğlu, artık tecrübeli ebeveynler olduklarının altını çiziyordu. 

  • 1967


    1967

    İki yıldır Cumhuriyet gazetesinde yazan Gülten Dayıoğlu, Milliyet gazetesine geçti. Bu gazetede de önceleri eğitim sorunları üzerine yazan Dayıoğlu daha sonra yazı yelpazesini genişletti ve başka konularda da yazmaya başladı. Milliyet’in genel yayın yönetmeni Abdi İpekçi kimi zaman çok zorlasa da gazete yazarlığı konusunda Dayıoğlu’nun gelişmesine büyük katkı sağladı.

  • 1970


    1970

    Gülten Dayıoğlu, 1965 yılında Yunus Nadi Öykü Yarışması’nda ikinci olan Döl öyküsünün de aralarında olduğu yetişkin öykülerini basacak yayınevi bulamıyordu. Bunun üzerine eşiyle birlikte kitapları kendileri basma kararı aldılar. Kısıtlı bütçeleriyle giriştikleri bu yayıncılık macerası pek iyi sonuçlanmasa da, beş öyküden oluşan ve kapağını ünlü grafik sanatçısı Sait Maden’in tasarladığı kitabı bastırmayı başarmışlardı.

  • 1971


    1971

    Gülten Dayıoğlu’nun ilk romanı olan, “kızı kadar sevdiği” Fadiş, Milliyet Yayınları’nın yedinci çocuk kitabı olarak basıldı. Büyük bir okuyucu ilgisiyle karşılaşan Fadiş, kısa sürede Türkiye’nin çocuk romanları dalındaki ilk “best-seller” kitabı oldu. Hemen arkasından Dört Kardeştiler’i de tamamlayan Dayıoğlu, ufkunu genişletecek yurtdışı gezilerinden ilkini de aynı yıl yaptı.

  • 1974


    1974

    Suna’nın Serçeleri, çocukların gözdesi Milliyet Çocuk dergisinde dizi halinde yayımlandı, ardından kitap olarak basıldı. Küçük kız çocuğu Suna’nın beslediği serçelerin anlattığı varsayılan kısa öykülerden oluşan kitap, Türkiye’de bilimkurgu türündeki çocuk kitaplarının öncüsüdür. 

  • 1975


    1975

    “Leylek Karda Kaldı” öyküsü ve “Güzel Hanım” adlı masalı, 1974-1975 Arkın Çocuk Edebiyatı Öykü Ödülleri’nde öykü ve masal ödüllerine layık görüldü. Bu iki eser 1993 yılında Kültür Bakanlığı tarafından tek kitap halinde yayımlandı.

  • 1977


    1977

    Gülten Dayıoğlu, 1977’de çok yoğun bir çalışma temposu içinde yaşadığı stres nedeniyle mide kanaması geçirince doktorunun tavsiyesiyle temposunu azaltmak zorunda kaldı ve kendi deyimiyle “on beş yıldır coşa taşa yaptığı” öğretmenlikten ayrılmaya karar verdi. İstifa dilekçesini ağlayarak yazan Dayıoğlu, bu tarihten sonra tüm zamanını yazmaya ayırdı.

  • 1979


    1979

    İlk kez 1971 yılında bir daktilo sahibi olan Gülten Dayıoğlu, Türkiye’de piyasaya yeni çıkan bir elektronik daktilo aldı ve eserlerini ECE adını verdiği bu daktiloda yazmaya başladı. Yeni yazı makinesiyle yazdığı ilk kitabı Dünya Çocukların Olsa romanı olan Dayıoğlu, çok sevdiği bu ismi daha sonra Ölümsüz Ece romanında ve Ece ile Yüce serisinde de kullandı. Ece ismine tutkusunu bilen oğlu ve gelini 1991’de doğan ilk çocuklarına Ece adını koydular.  

  • 1980


    1980

    1 Şubat 1979’da Abdi İpekçi’nin öldürülmesinden sonra, Milliyet gazetesi ve yayınevinde birçok belirsizlik oluşmuş, Gülten Dayıoğlu başka bir yayınevi arayışına girmişti. Nihayet, kendisini “büyük bir yetenek” olarak nitelendiren Altın Kitaplar Yayınevi’nin genel yayın yönetmeni ve hissedarı Dr. Turhan Bozkurt’la anlaştılar. Dayıoğlu ile Altın Kitaplar arasındaki işbirliği kırk yıldır aksamadan sürüyor. 

  • 1983


    1983

    Dünya Çocukların Olsa romanı Almancaya çevrildi ve Berlin’de Operation Heisser Regen adıyla yayımlandı. Bu, Dayıoğlu’nun yabancı dillere çevrilen ilk romanı oldu. Aynı yıl Geride Kalanlar’da yer alan “Ebem Kuşağı” adlı öyküsü de Macarcaya çevrildi ve Macaristan’da yayımlandı. 

  • 1984


    1984

    Bir yıl önce Almanya’da yayımlanan Dünya Çocukların Olsa, Alman Yayıncılar Birliği tarafından hazırlanan “Gençliğe Yarın Umudu Veren Üç Yüz Kitap” seçkisine girmeye hak kazandı. Dünyaca ünlü yazarların yer aldığı seçkideki tek Türk yazar Gülten Dayıoğlu’ydu. “Ebem Kuşağı” adlı öyküsü de Almancaya çevrildi ve Hamburg’da Aus Dem Schweigen adlı öykü antolojisinde yayımlandı.

  • 1985


    1985

    Almanya’da yaptığı araştırmalardan esinlenerek yazdığı ve Türk işçi çocuklarının eğitim öğretim sorunlarını merkeze aldığı Yurdumu Özledim romanı Almanca yayımlandı ve büyük ilgi gördü. Dayıoğlu Singapur, Tayland, Filipinler, Japonya ve Kore’yi kapsayan ilk Uzakdoğu gezisini de aynı yıl yaptı. Bu seyahatteki izlenimlerini, ilk gezi kitabı olan Kafdağı’nın Ardına Yolculuk kitabında detaylarıyla anlatır.

  • 1986


    1986

    Türkiye’ye kesin dönüş yapan Almanya’daki Türk işçi ve ailelerinin sorunlarına eğilen öykü-röportaj türünde bir deneme kitabı olan Geriye Dönenler kitabı daha Türkiye’de yayımlanmadan Almancaya çevrildi ve Almanya’da Rückkehr Zwischen Grezen adıyla çıktı. “Ebem Kuşağı” adlı öyküsü ise aynı yıl Avusturya’nın ORF Radyo Kurumu tarafından oyunlaştırıldı ve radyoda yayımlandı.

  • 1987


    1987

    Saygın Amerikan dergisi World Literature Today, Geriye Dönenler kitabını tanıttı. Tanıtım yazısını, eseri evrensel işçi göçü bağlamında değerlendiren eski kültür bakanlarından Talat Halman yazmıştı. Dayıoğlu’nun “Gül Gelin” adlı öyküsü Koç Vakfı’nın öykü ödülüne, Kafdağı’nın Ardına Yolculuk kitabı ise Kültür Bakanlığı’nın çocuk edebiyatı ödülüne layık görüldü.  

  • 1988


    1988

    UNESCO’ya bağlı Uluslararası Çocuk ve Gençlik Yayınları Kuruluşu’nun (IBBY) Japonya yayın organı JBBY dergisinin eylül sayısında Gülten Dayıoğlu tanıtıldı. Başbakan Turgut Özal, TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’ne onur konuğu olarak davet edilen Gülten Dayıoğlu’na bir plaket verdi. Yazar aynı yıl bir buçuk senedir üzerinde çalıştığı Parbat Dağı’nın Esrarı’nı yazmayı tamamladı.

  • 1989


    1989

    Okurların büyük ilgisiyle karşılaşan Parbat Dağı’nın Esrarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Romanı Ödülü’nü kazandı. Çocuklarda çevre duyarlılığını geliştirmeyi hedeflediği bu eser ertesi yıl Altın Kitaplar Ödülü’ne, 1991 yılında ise Çocuk Vakfı Çocuk Edebiyatı Ödülü’ne layık görüldü.

  • 1991


    1991

    Cemal-Oya Dayıoğlu çiftinin çocukları, Gülten Dayıoğlu’nun ilk torunu Ece dünyaya geldi. Yazar, ajandasının 5 Şubat tarihli sayfasına torununun doğumunu şöyle not düşmüştü: “Ecem dünyaya geldi, dünya benim oldu. Yaşam boyu böyle bir coşku yaşamamıştım. Ancak yaşayan anlayabilir.” İleride kitaplaştıracağı Kenya ve Avustralya gezilerini 1991’de yapan Dayıoğlu, bilgisayarda yazmaya da bu yıl başladı.

  • 1992


    1992

    1979’da Milliyet gazetesinde dizi roman olarak yayımlanan gençlik romanı Yeşil Kiraz, on üç yıl rafta bekledikten sonra Yapı Kredi Yayınları tarafından basıldı ve okuyucuyla buluştu. Yazarın Venezuela, Peru, Arjantin, Brezilya ve Paraguay gezilerini anlattığı Okyanuslar Ötesine Yolculuk da aynı yıl yayımlandı.

  • 1993


    1993

    Gülten Dayıoğlu’nun otuzuncu sanat yılı İstanbul, Ankara, Kütahya, Emet ve Anadolu’nun değişik kentlerinde yıl boyunca çeşitli seminer, panel, konferans ve yarışma etkinlikleriyle kutlandı. Gülten Dayıoğlu 30 Yıl Çocuklarla Soluk Soluğa adlı bir de kitap yayımlandı. Dayıoğlu, bu yıl yaptığı Mısır seyahati izlenimlerini ise Mısır’a Yolculuk kitabında aktardı. 

  • 1994


    1994

    Kültür Bakanlığı tarafından yazarın doğum yeri olan Emet ilçesinde Gülten - Cevdet Dayıoğlu Çocuk Kütüphanesi açıldı. Bu kütüphane daha sonra halk kütüphanesiyle birleştirildi ve Gülten - Cevdet Dayıoğlu Çocuk ve Halk Kütüphanesi olarak hizmet vermeye başladı. Aynı yıl Gülten Dayıoğlu’nun da kurucularından olduğu Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) kuruldu. Dernek kısa süre sonra Uluslararası Çocuk ve Gençlik Yayınları Kuruluşu’na (IBBY)üye oldu.